Fındık her derde deva

0
235

Fındık ve sağlık konusu İstanbul’da düzenlenen bir panel ve söyleşi ile ele alındı. Panelde fındığın üretiminden tüketim aşamasında sağlığa olan etkileri konusundaki konular ve sorunlar konuşuldu.

Türkiye Gıda İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ile Fındık Tanıtım Grubu (FTG) tarafından Wyndham Grand Hotel’de düzenlenen panele sektörle ilgili kuruluşların temsilcileri ve bilim adamları katıldılar.

Açılışta konuşan TÜGİS Başkanı Necdet Buzbaş, ülkemizde fındığın tarihi seyri hakkında bilgi vererek, dünya fındık sektöründe söz sahibi olan Türkiye’nin bu ürüne dayalı sağlık konusunda yeterli düzeyde akademik çalışmalar bulunmadığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Öncelikle çok ürettiğimiz bu ürünü yeterince tüketemiyoruz. Oysa ülkeler ürünlerini öne çıkararak, özellikle sağlıklı ilgili çalışmalar yapıyorlar. Üzülerek itiraf etmeliyim ki, sağlık konusunda yeterli düzeyde akademik çalışmamız yok. Bu konuda dünya genelinde çalışma yaparak farkındalık yaratmamız lazım.”

FTG BAŞKANI EDİP SEVİNÇ

Fındık Tanıtım Grubu Başkanı Edip Sevinç de, fındıkta serbest piyasa sistemine geçilen 2009 yılını milat olarak kabul ettiklerini belirterek şunları söyledi:

“2009’da fındıkta her türlü vesayet ortadan kalkmıştır. Sistem kendi içinde işlemeye başlamıştır. Sonuçta ortadadır. Türkiye zaman zaman 300 bin ton iç fındığı satar, 3 milyar dolara yakın dövizi elde eder hale gelmiştir. Devlet sistem içinde üreticisini desteklemektedir. FTG olarak 20234 projeksiyonunda yılda 350 bin ton ihracat ve 3.5 milyar dolar hedefi koymuştuk. Buna bile yaklaştık. Ancak sektörde sürdürülebilir fındık politikaları uygulamamız lazım. Son yıllarda verim ve kalitede yaşanan sorunlar artmaktadır. Buna ve üretime bağlı gelişmeler yaşanıyor. Türkiye fındık ticaretinin yüzde 76’ını gerçekleştiriyor diye bunun illa nihayet böyle devam edeceğini söylemek mümkün değil. Kimi ülkeler fındık üretimini arttırmak için çok büyük çaba içinde. Gürcistan’da fındık üretimi AB ve ABD tarafından destekleniyor. Çinliler harekete geçti. Onun için Türkiye bu tehditleri ortadan kaldıracak politikalar uygulamak zorundadır. Türk fındığı resmen tehdit altındadır. Bu tehditler Türkiye’nin pazardaki payını yüzde 60’ların altına düşürme noktasına gelebilir.”

Edip Sevinç, çözümün verim ve kaliteyi arttırarak pazarları ele geçirmekten geçtiğini, bu ve sağlıklı ilgili konulardaki projelere FTG olarak destek verdiklerini ve vermeye de devam edeceklerini ifade etti.
Dr İrfan Demirkol’un moderatörlüğünü yaptığı panelde konuşan Yaşar Holding yönetim kurulu üyesi Nur Demirok, fındık yağının sağlık açısından zeytinyağından daha üstün olduğunu vurgulayarak, fındığın yetiştiği toprağa göre lezzetinin ve besin değerinin arttığını, bunun da Karadeniz de yetişen Türk fındığını öne çıkardığını söyledi.

Demirok, Türk fındığı ile ilgili dünya da tercih edilen bir algı oluşturulması gerektiğine de dikkat çekerek, tanıtım için sağlık konusu öne çıkarılarak çalışmalar yapılmasının kaçınılmaz olduğunu bildirdi.

Ferrero Türkiye Genel Müdürü Azmi Gümüşlüoğlu ise, Türk fındığının dünya en büyük temsilcisi konumunda bulunduklarına ve bunu ürünleri ile 160 ülkede sürdürdüklerini hatırlatarak, “Türk fındığının kalite ve veriminde sürdürülebilirlik için çalışmalar yapıyoruz. Değerli tarım projeleri uyguluyoruz. Fındıkta her alanda sağlıklı politikalar uygulanması için hep birlikte çaba göstermeliyiz” dedi.

Panel de söz alan diğer konuşmacılar da, sanayi kuruluşlarının fındıklı mamuller üretirken, bahçede verim ve kalitenin arttırılması için de çaba gösterdiklerini belirterek, üretici kuruluşlarının bu çabalara katkıda bulunmalarını istediler.

Yaşasın Hayat Kliniği sahibi Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, fındığın atıştırmalık bir ürün değil, gıda maddesi bir yiyecek olduğunu söyledi.

Türkiye Gıda İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ile Fındık Tanıtım Grubu’nun (FTG) ortaklaşa düzenlediği “Fındık ve Sağlık” konulu panelin söyleşi bölümünde, Necdet Buzbaş’ın maderatörlüğünde söz olan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, sağlıklı beslenmede fındığın çok önemli yeri olduğunu vurgulayarak, “Öncelikle fındığı bir atıştırmalık ürün değil, soframızda yer alması gereken bir yiyecek olarak görmeli ve kabul etmeliyiz” dedi.

Prof Dr. Müftoğlu; “Fındıkta ne var?” diye sorarak başlattığı söyleşi de şunları söyledi:

“Fındıkta sadece aganigi nagani yok. Aslında fındıkta olmayan bir şey yok. İnsan beslenmesine lazım olan her şey fındıkta var. Çok güçlü bir protein kaynağı. İçindeki proteinler çok güçlü. Yağın kralı var. Omega 9 var. Vitamin var. Aganigi oradan geliyor zaten. İnsan üremesine etkisi var. Damar sağlığına var. Kanserle mücadelede var. Kansızlığa karşı koruyuculuğu var.”

İmkanı olan herkesin fındık yemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Osman Mütüoğlu, “Fındığa tek pencereden bakarsanız ayıp edersiniz” diyerek şöyle devam etti:

“Fındığı atıştırmalık bir ürün olmaktan çıkarmamız lazım. Fındık bizim ulusal değerimizdir. Buna sahip çıkma mecburiyetimiz vardır. Dünya da herkes sahip olduğu böylesi ürünlere katma değerleriyle pazarlamaya çalışırken, bizim fındığa haksızlık etmemiz doğru değildir. Bakın fındık yağından daha az değerli olan bazı yağlar çok değerli diye kilosu 30 dolara kadar satılıyor. Oysa biz hala fındık yağının kıymetini anlatmakla meşgulüz. Her ürünümüz övgüye, öneme layık. Ama fındığı ilk sıraya koymamız lazım. Fındığa daha çok emek vermek, kafa yormak gerekiyor.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here